İş Hukukunda İbranın Yeri ve İşlevi


  1. İş Hukukunda İbraname

İbra, borçlunun borcunu ifa etmeden önce alacaklı ile anlaşarak, alacaklının alacak hakkından vazgeçmesi sonucu borcu ödemekten kurtulmasını sağlayan sözleşmedir[1].

Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nda ve iş kanunlarında ibra kurumu düzenlenmemiş olduğundan ibranamelerin geçerliliği, hüküm ve sonuçları Yargıtay içtihatları ile şekillenmiş, ibra kurumu hukukumuzda ilk kez 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 132. ve 420. maddeleri ile kanuni düzenlemeye kavuşmuştur[2].

Türk Borçlar Kanunu’nun 132. maddesinde tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları bir ibra sözleşmesi ile borcu tamamen veya kısmen ortadan kaldırabilecekleri hüküm altına alınmıştır[3]. Çalışmamızın konusunu teşkil eden işçi alacakları yönünden ibra sözleşmeleri ise, Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde özel olarak düzenlenmiş ve çeşitli şekil şartlarına tabi tutulmuştur.

Uygulamada “ibraname” adı altında işçilerin işten ayrılırken kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai gibi tüm işçilik alacaklarını aldığını, başkaca hak ve alacağı kalmadığını beyan ederek imzalayıp işverene verdiği belgelerin yaygınlık kazandığı görülmekte ise de Türk Borçlar Kanunu m.420/2’de ilgili hükümde belirtilen şartları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibranamelerin kesin olarak hükümsüz olduğu düzenlenmiştir. İş hukuku bakımından geçerli bir ibranameden bahsedilebilmesi için ibranamenin TBK m.420 hükmüne uygun düzenlenmiş olması gerekmektedir.

  1. İbranamenin Geçerlilik Koşulları
    1. İbranamenin Şekli
      • Türk Borçlar Kanunu m.420/2’ye göre işçinin işvereninden olan alacağını ibra etmesine ilişkin sözleşmelerin yazılı yapılması gerekmektedir. Basit yazılı şeklin varlığı yeterli olup, ibranamelerin noter huzurunda düzenlenmiş olması gerekmemektedir[4]. İşverenin işçiden olan alacağına yönelik ibranameler ise yazılı şekil şartına da tabi değildir[5].
    2. İbranamenin Düzenlenme Zamanı
      • Türk Borçlar Kanunu m.420/2 uyarınca ibranamenin iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir aylık süre geçtikten sonra alınması gerekmektedir. Bu çerçevede iş ilişkisi devam ederken veya iş ilişkisinin sona ermesinden itibaren henüz bir ay geçmeden alınan ibranameler geçersiz kabul edilmektedir[6]
    3. Alacağın Miktar ve Türünün Gösterilmesi
      • İşçilik hak ve alacakları çeşitli kalemlerden oluşmaktadır. Bu durum karşısında kanun koyucu işçinin korunması amaçlayarak ibranamede işverenin hangi işçilik alacaklarından ibra edildiğinin teker teker yazılarak her birinin miktarının açıkça belirtilmesi gerektiğini düzenlemiş, aksi takdirde ibranın geçersiz olacağını düzenlemiştir[7].
    4. Ödemenin Noksansız ve Banka Aracılığıyla Yapılması

              Türk Borçlar Kanunu m.420/2’de düzenlenen bir diğer koşul ise ödemenin hak tutarına nazaran noksansız olarak banka aracılığıyla yapılmasıdır. Bu düzenleme ile kanun koyucu işçiye hak tutarının altında yapılan ödemeler için ibranın geçersiz olduğunu hüküm altına almıştır.

              İbranın geçerliliği için ödemenin hak tutarına nazaran noksansız olarak banka aracılığıyla yapılması gerektiğine ilişkin bu düzenleme öğretide haklı olarak eleştirilmekte, kanun koyucunun ifa ve ibra kurumunu birbirine karıştırdığı ifade edilmektedir[8].

              İbra, ifa olmaksızın borcu sona erdiren hallerden biri olmasına rağmen TBK m.420/2’de ödemenin hak tutarına nazaran noksansız olarak yapılması gerektiği düzenlenerek işçilik hak ve alacaklarında borcun ibra ile sona erdirilmesi teknik olarak imkânsız hale getirilmiştir[9]. Zira işçinin işverenden alacağını tam olarak alması halinde borç zaten ifa ile sona ermiş olacak, borcun yeniden ibra ile sona ermesi söz konusu olmayacaktır[10]. Halbuki ibra TBK m.132’de düzenlendiği üzere borcu kısmen ya da tamamen ortadan kaldıran bir sözleşmedir.

              Belirtmek gerekir ki kanun koyucu TBK m.420/3 hükmü ile banka kanalıyla yapılan kısmi ödemeler için ibranamelerin makbuz niteliği taşıyacağını düzenlemiştir. Bu halde işçinin gerçek hak tutarının altında kalan tutarlar için düzenlenen ibranameler makbuz niteliği taşıyacak ve işçi hak kazandığı gerçek tutarı talep edebilecektir[11]. Diğer bir değişle borcun bir kısmının ödenmesi sonucunda bakiye kısımdan vazgeçilmesi şeklindeki ivazlı ibra iş hukuku açısından geçerli değildir, borcun tamamını ödemeyen işverenin ibraname ile kalan miktar bakımından borçtan kurtulması mümkün değildir[12].

              Son olarak ekleyelim ki TBK m.420/4 hükmünde yukarıda belirtilen koşulların destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanacağı düzenlenmiş olduğundan iş kazası sonrasında işçi veya yakınlarının vereceği ibranameler de bu koşullara tabidir[13].

  1. Sonuç

              İş hayatında yaygın bir uygulama alanı bulan ibranamelerin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte yasal çerçevesi belirli hale gelmiştir. Kanun koyucu Türk Borçlar Kanunu m.420 hükmünde; işçi tarafından verilecek ibranamelerin geçerli olması için yazılı olması gerektiğini, ibranamenin düzenlenme tarihinin iş sözleşmenin sona ermesinden en az 1 ay sonrası olmasını, ibranameye konu alacak kalemlerin tek tek düzenlenmesini ve her birinin miktarının açıkça belirtilmesini, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığı ile yapılmış olması gerektiğini düzenlemiştir. Maddenin hemen devamında bu unsurları taşımayan ibranamelerin kesin olarak hükümsüz olduğu belirtilmiştir.

              Türk Borçlar Kanunu m.420 hükmünde ibra için aranan şartlar değerlendirildiğinde kanun koyucunun ibra ve ifa kurumlarının karıştırdığı, banka aracılığıyla eksiksiz şekilde ödeme yapılmadığı taktirde ibranamenin geçersiz olacağını düzenlemekle iş hukuku yönünden ibra kurumunu ortadan kaldırdığı söylenebilir.  Zira işçinin işverenden alacağını tam olarak alması halinde borç zaten ifa ile sona erecektir. Borcun sona erdiğine ilişkin ayrıca ibraname düzenlenmesi teknik anlamda ibra anlamına gelmeyecektir. İşçinin gerçek hak tutarının ödendiğini belgelemeyen ibranameler ise ödemeler bankadan yapılmış ise içerdikleri tutarla sınırlı olarak makbuz hükmünde değerlendirilecektir.

              Kanuni düzenlemeler ve öğreti değerlendirmeleri ışığında, iş hukukunda borcun sona ermesi için her halükârda ifanın gerekeceği, ifa olmaksızın ibraname ile borcun sona ermeyeceği söylenebilir. Bu durum karşısında işçi işveren ilişkisinin sadece fesih süreci ile değil bir bütün halinde hak ve yükümlülükleri ile birlikte ele alınması, tüm sürecin ispat hukuku ve nedensellik bağı çerçevesinde kanıtlanabilir olması gerekir.

              Bu ancak işçi işveren ilişkisinin yasanın aradığı sözleşmeleri, yönergeleri, disiplin kurulları vs. kurumsallaşma ve şekil şartlarını taşıyor/işletiyor olması ile mümkündür. İbraname bu süreçte sadece ispat vasıtalarından biri olarak yer alacaktır.

Av.Hatice Kübra Polat 

 

 

KAYNAKÇA

Çil, Şahin. “6098 Sayılı Borçlar Kanunu Hükümleri Çerçevesinde İş Hukukunda İbra Sözleşmelerinin Geçerliliği”. Sicil Dergisi. Sayı.21, Mart 2011, ss.66-86.

Keser, Hakan. “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Kapsamında İbraname Uygulamaları”. Sicil Dergisi. Sayı.32, 2014, ss.132-152.

Oğuzman, Kemal ve Turgut Öz. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Cilt.1, 12. Basım,  İstanbul: Vedat Yayıncılık, 2014.

Sarıhan, Banu Bilge. “Türk Borçlar Hukukunda ve İş Hukukunda İbranın Hukuki Boyutu”, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (NEÜHFD), Cilt. 3, Sayı 1, 2020, ss.99-119. 

Süzek, Sarper. İş Hukuku. 14. Basım. İstanbul: Beta Yayınları, 2012.

Şen, Murat. “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre İş Hukukunda İbra Sözleşmesi”. Sicil Dergisi. Sayı.24, 2011, ss.74-88.

 

 

[1] Kemal Oğuzman ve Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.1, 12. Bası, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2014, s.554; Duman, s.296-297; Sarper Süzek, İş Hukuku, 14. Bası, İstanbul: Beta Yayınları, 2012, s.799; Şahin Çil, “6098 Sayılı Borçlar Kanunu Hükümleri Çerçevesinde İş Hukukunda İbra Sözleşmelerinin Geçerliliği”, Sicil Dergisi, Y.6, S. 21, (Mart 2011), s.66; Hakan Keser, “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Kapsamında İbraname Uygulamaları”, Sicil Dergisi, S. 32, (2014), s.133; Murat Şen, “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre İş Hukukunda İbra Sözleşmesi”, Sicil Dergisi, S. 24, (2011), s.74.

[2] Süzek, s.800.

[3] Banu Bilge Sarıhan, “Türk Borçlar Hukukunda ve İş Hukukunda İbranın Hukuki Boyutu”, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (NEÜHFD), C. 3, S. 1, (2020), s.103. 

[4] Keser, s. 145; Çil, s.79, Sarıhan, s.115.

[5] Sümer, s.800;

[6] Çil, s.78.

[7] Süzek, s.800; Çil, s.80.

[8] Süzek, s.801; Çil, s.80; Şen, s.82.

[9] Süzek, s.801.

[10] Süzek, s.801.

[11] Süzek, s.801; Keser, s.148.

[12] Çil, s.81.

[13] Süzek, s.802.